(¯`·.`·.`·.`·.`·.`·.`·.`·.`·.`·.`·.`·.`·.`·.`·.` sevgi en büyük mucize ´.·´.·´.·´.·´.·´.·´.·´.·´.·´.·´.·´.·´.·´.·´.·´.·´.·´.·´.·¯) - Blogcu
10/31/2007 - bakmayın dışıma içim hala aynı ben... (Ebru Yücel)
pek iyi değilim bu günlerde şarap çare olmadı yok yemeğe gelemem sizlerle karnım hiç acıkmadı pek iyi değilim bu günlerde serde huzur kalmadı ısrar etmeyin gelemem sizlerle ikramiye çıkmadı
fasulyeden sevildim hep oynadım fasulyeden zararım külliyen mi yoksa külliyen mi bünyeden
azad edin beni dostlar yittim,yittim,gittim. belki bir gün dönerim aranıza ben şimdilik bittim
pek iyideğilim bugünlerde şarap çare olmadı yok yemeğe gelemem sizlerle karnım hiç acıkmadı pek iyi değilim bu günlerde serde huzur kalmadı ısrar etmeyin gelemem sizlerle ikramiye çıkmadı
fasulyeden sevildim hep oynadım fasulyeden zararım külliyen mi yoksa külliyen mi bünyeden
azad edin beni dostlar yittim,yittim,gittim. belki bir gün dönerim aranıza ben şimdilik bittim(
sen, hey sen en son giden sen, sen olmayacaksın bana güven istersen... ne canım böyle yanıp coşacak ne bu mevsim hep kış kalacak yeniden bulacak birini bu kalp, bulacak o da gise son olmayacak bana güven istersen.. aynı deftere aynı deftere isimler yazacak ellerim yanınıza sevgililer, yeni sevgililer seçecek geceler bilirim zor gelecek, çok zor gelecek bazen dostların bile en son sevdiğin, son sevdiğin ben olmayacağım bana güven! yaz ortasında için bir anda ürperecek bir gülecek, bir küseceksin ama geçecek aşk kendini, aşk bizleri zar zor temize çekecek senin de boynu bükük bir defterin olacak bir gün bana güven...
Korkarım tanışacağız seninle Birkac film seyredeceğiz belki de Ellerim tanışacak ellerinizle Seveceksiniz beni uzun uzun İçimde telaş olacak aşkınız Bir başka bakacağım günlere Dünler dahi değişecek gözümde Seveceğim sizi hem de çok
Korkarım alışacağız birbirimize Hangi yemeği sevdiğinizi bileceğim Siz televizyona bakarken Ben saçlarımı öreceğim Konuşamadan oturacağız Midem kasılmayacak artık sizi beklerken Seveceksiniz beni hemde çok Ama işte, daha az bir keyifle
Korkarım gideceksiniz sonra siz Biraz ferah ruhunuz, biraz üzgün Uykunun o ipek sığınağında gelecek nefesiniz Özleyeceğim sizi, hem de çok Benden bir ses bekleyecek, aramayacaksınız Hem özleyeceğiz, hem uzakta dinleneceğiz Ve işte böyle biz artık biz olmayacağız Korkarım tanışacağız, sevişeceğiz, ayrılacağız sizinle
İstanbul boÄŸazına bakan lüks ofisten denizi seyreden ÅŸiÅŸman adam keyifli görünüyordu. -Bu iÅŸte zahmet az, kar çok, diyerek gülümsedi. Kısa bir telefon çalma sesinin ardından, sekreterinin sesi odaya yayıldı; -Altan bey geldi efendim. -Tamam, bekletme al içeri. Ahizeden sesi duyunca sekreterin yanında bekleyen … sekretere gülümseyip göz kırptıktan sonra içeri girdi. İçerde bekleyen ÅŸiÅŸman iÅŸ adamına kollarını açarak; -Vay İdris'im naber. İdris, kollarını açarak, gelen arkadaşına sarıldı; -HoÅŸ geldin Altan bey. Ama böyle dostluk gösterileriyle fiyat düşüremezsin ha. -Yav nolacak, her organizasyonda sana uÄŸramıyor muyuz? -Eee dostluk baÅŸka, ticaret baÅŸka. Ben komisyonuma bakarım. -Ne uyanık adamsın sen yahu. -Ne demiÅŸler uyanığı severim, benden uyanık olmazsa. Sen onu bunu bırak da, ne zaman geldin İstanbul'a, kalacan mı biraz? -Bu gün geldik. -'Geldik' mi? Kimlerle ? -Bu sefer bizim hanımla çocukları da getirdim. Yedikule konser mi ne varmış, ÅŸimdi ordalar. -İyi iyi, İstanbul'u gezsinler bakalım. -Benim iÅŸ görüşmem var, siz gezin dedim. Eeee.. hani nerde adamın. -Gelir gelir ÅŸimdi. Biliyorsun bu adamlar ortalıkta dolanmayı filan pek sevmiyorlar. -Yav.. pek sır vermiyorsun ama bu adamlar ortalıkta dolanmıyorsa, sen nasıl buluyorsun onları. -Onlar bizi buluyor hemÅŸerim. Onlar piyasayı bizden iyi biliyorlar. -Bize, Ankara'ya niye gelmiyorlar. Gerçi bize de baÅŸkaları geliyor ama bunlar gibi uzmanlaÅŸmışlar gelmiyor. -İşte söylüyorsun ya, bunlar uzman. Yakalanmamak için gizli kalmaya çok önem veriyorlar. O esnada sekreterin sesi tekrar duyuldu; -Haluk bey gelmiÅŸ efendim. İdris düğmeye basarak; "-Gelsin gelsin." Diye seslendikten sonra arkadaşına döndü; -İşte geliyor, soracağını ona sor ama pek bilgi alabileceÄŸini sanmıyorum. Haluk içeri girince kısa bir tanışma faslından sonra İdris sordu; -Resimlerini getirdin mi kızların? Haluk çantasını açtı, genç kız resimlerini çıkardı; -Getirdim getirdim. Yalnız gördüğün gibi kızlar güzel, fiyatlar da ona göre. İdris piÅŸkin piÅŸkin güldü; -Fiyat artarsa benim de komisyon artar. Altan somurttu; -Ya bizim Bentderesinde pahalı kızın iÅŸi ne. Karaköyde de öyle, İzmir Basmane de öyle. Bize ucuzu lazım. İdris öyle deme Altan bey, biz de az çok biliyoruz, iyisini öyle yerlerin dışında çalıştırıyorsunuz. Ama merak etme ben bu gün senden yanayım. Haluk bey, fiyatlarda ne gerekiyorsa yapınız, Altan bey devamlı müşterimizdir. -Merak etmeyin, anlaşırız. Biz de bir an önce kızları teslim edip gitmek istiyoruz. Ama kusura bakmayın, ben de biliyorum ki bu güzelleri Bentderesinde filan deÄŸil, en azından gazinolarda filan çalıştırırsınız. Ona göre fiyatı fazla düşürmeyin. Altan yerinde kıpırdadı; -Yav iÅŸ bilenle pazarlık da zor olacak. Bizim de tehlikelerimiz var. Gazinolara filan baskın yaparlar diye.Sonra kızlar bizi suçlarsa. -Kızlar buna cesaret edemezler ki, bir tanesinin ayağına bir kurÅŸun sıkınca hepsi sesini keser. -Aman o duruma gerek kalmasın. Bu kızların kimi kimsesi yok ya? -Biz bunları star yarışmalarından bulmuyoruz hemÅŸerim, yok tabi kimi kimsesi. Seçtikleri kızların resimlerini ayırıp uzatırken, Altan merakla fısıldadı; -Eee bu kızları nerden buluyorsunuz o zaman? Haluk, bir saniye deyip telefonla birine kız isimleri sayıp, talimat verdi; -Evet…bu kızları arabadan indirip, binaya getir. Ben de hemen parayı alıp geliyorum. Altan'a döndü; -Altan bey, benim de çalıştığım adamlar var. Kimisi kızları evlenme vaadiyle kandırıp, ailesiyle bağını koparıp sonra bize satıyor, kimisi star yarışmalarında dansözlüğe filan meraklı kızları kandırıp getiriyor. Fakat bunların çoÄŸu riskli oluyor. Ailesi sonradan arayıp başımıza bela olanlar çıkıyor. Kapı açıldı, içeri birbirinden güzel kızlar girdi. İdris kalkıp onlarla ilgilenirken, haluk aldığı paraları sayıp, çantasına koyup ayaÄŸa kalktı; -Bizim en çok iÅŸimize gelen kaçırılan çocuklar. Bunlar yaşına göre birkaç yıl saÄŸda-solda dolaÅŸtırılıyor. Bunlar ailesini, ailesi bunları unutsun diye epey bir zaman ortalıktan gizleniyor. -Nerde gizleniyorlar? -Bu iÅŸ çok tehlikeli, cezası çok olduÄŸu için, benim sizi bulduÄŸum gibi, bu adamlar bri kez baÄŸlantı saÄŸlandıktan sonra artık her sene beni veya benim gibi bu iÅŸle ilgilenenleri buluyor. Olmazsa gazinolarda veya çeÅŸitli illerdeki Bentderesi, Karaköy, Basmane gibi yerlerde patronlarla görüşüyor. Altan güldü; -Desene ki hepimiz uzmanlarla çalışıyoruz. -Öyle olmasa, bir yakayı versek, hapisle de kurtulamayız, hapiste de bizi linç ederler. -Sen bilirsin yahu, o çocukları nasıl ele geçiriyorlar, nasıl kaçırıyorlar? Altan'ın ısrarı üzerine, Haluk bir an kuÅŸkuyla baktı; -Ne o gizli kamera filan mı var? Niye ısrarla soruyorsun? -Yok yahu, biz de bu iÅŸlerin içindeyiz. Sadece merak ediyorum. Haluk kapıda bir an kararsız durdu; -En çok küçük kız çocuklarını kaçırıp yıllarca baÅŸka ÅŸehirlerde, dilendirerek filan saklıyorlar. Bazen okul çıkışlarında yalnız çocukları kaçırsalar da en çok Pazar yeri, konser gibi kalabalıklarda ailesinden uzaklaÅŸan çocukları bir ÅŸekilde, tatlı dille, "Kayboldun mu, gel seni annene götüreyim' veya 'Annen,baban beni seni almaya gönderdi' filan diyerek kaçırıyorlar. Neyse ben kaçtım. Haluk odadan hızla çıkıp uzaklaşırken, Altan'ın yüzünün kıpkırmızı olduÄŸunu fark etmemiÅŸti. Altan telaÅŸla, cep telefonunu ararken idris sordu; -Ne oldu, bu ne telaÅŸ? -Duymadın mı? Küçük kızları kalabalık yerlerde, konser yerlerinde filan kaçırıyorlarmış. -Eee… ? -Benim küçük kızım Ebru da, annesi ve abisiyle konsere gitti. Hemen eÅŸinin numarasını aradı; -Alo, alo Banu.. -Evet, noldu Altan, bu ne telaÅŸ. EÅŸinin böyle konuÅŸmasına raÄŸmen sesinde bir farklılık, bir ÅŸey gizleme olduÄŸunu fark eden Altan hemen sordu; -Ebru yanında mı? -Ebru mu, ÅŸey.. 10-15 dakkadır bulamıyoruz ama ÅŸimdi buluruz merak etme. Büfeye gitmiÅŸti gelmedi. Görenler olmuÅŸ, birisi "Ben annenin yanına götüreyim" diye elinden tutmuÅŸ, herhalde görevlilerden biridir, bizi arıyordur. Sen merak etme. Altan, kalbini tutarak yere doÄŸru yığıldı. Elinden telefon düşmüştü, idris yanındaki güzel kızlarla Altan'ı tutarak duvara yasladı. Altan genç kızlara bakarak aÄŸlıyordu; -Kızım, kızım. ALINTIDIR.
Onun aşkı bana extra large bana extra large bana extra large Giydim ama benim boyum kaç benim kilom kaç Daha benim yaşım kaç
Çok değil arar o beni arada bir O benim hayatımın tuzu biberi Özledim iyi şeyler düşün dedi Gözlerim bir onun yolunu bekledi
Onun aşkı bana extra large bana extra large bana extra large Giydim amam benim boyum kaç benim kilom kaç Daha benim yaşım kaç Onun aşkı bana extra large bana extra large bana extra large
Onu çok sevmek söyle neye yarar Yapıştırırsın o bir daha kırar Söyledim sana o bir şey olmaz dedi Gezindim bulamadım onun gibisini
Onun aşkı bana extra large bana extra large bana extra large Giydim amam benim boyum kaç benim kilom kaç Daha benim yaşım kaç Onun aşkı bana extra large bama extra large bana extra large
uyanır geceyarısı yoktan sevda yaparım adamım bu küçük işlere ben bakarım yanarım adamım bu küçük işlere ben bakarım yakarım dilsizler bana danışır kelebeklerin aklı benim gemilerle her gece ben çok uzaklardan dönerim çağırırlar küçük adımı karapakiden ben akarım adamım bu küçük işlere ben bakarım yanarım adamım bu küçük işlere ben bakarım yakarım
benim adım ebruli biraz gerçek bira rüya yalanımı sevsinler aşksız dönmüyor dünya benim adım ebruli biraz gerçek biraz rüya yalanımı sevsinler yalansız dönmüyor dünya kalbim sevda kuyusu her gün yoldan çıkarım adamım bu küçük işlere ben bakarım yanarım adamım bu küçük işlere ben bakarım yakarım dilsizler bana danışır kelebeklerin aklı benim gemilerle her gece ben çok uzaklardan dönerim sen unut geçmişini ben aklımda tutarım adamım bu küçük işlere ben bakarım yanarım adamım bu küçük işlere ben bakarim yakarım